Ebru Tatar- Başarı Hikayesi

 

Ebru Tatar- Başarı Hikayesi

Ebru Tatar- Başarı Hikayesi

Meltem Dere Proje Sorumlusu

Üniversite, GKL, yüksek lisans ve Schneider Electric ödülü hikayem…

Ebru Tatar

 

Üniversite, GKL, yüksek lisans ve Schneider Electric ödülü hikayem…

 

            Okuduğum bölümü söylediğimde hep karşılaştığım bir soru var: “İsteyerek mi seçtin?” Cevabı ise neden bu kadar şaşırtıcı olduğunu anlayamadığım bir “evet”. Benim teknolojiye merakım çocukluğumda başladı. Küçükken okuduğum bir Bilim&Çocuk sayısında Star Wars filmindeki robotların kocaman bir resmi ve onlarla ilgili bir yazı vardı. Anneme sorduğumu hatırlıyorum, “anne bir gün böyle savaşan robot orduları görür müyüz sence?”… Neden olmasın demişti annem ve verdiği cevap beni daha da heyecanlandırmıştı. Ben yaklaşık 3 yaşında babasını kaybetmiş ve annesinin tek başına büyüttüğü çok şanslı biriyim. Neden mi şanslıyım, çünkü karşımda başkasına ihtiyacı olmadan dimdik duran beni en iyi şekilde yetiştirmek, okutmak için çabalayan güçlü bir anne/kadın figürüyle büyüdüm. Bu ülkede bir kadın olmanın zorluğunu, bir kadın olarak güçlü olunabileceğini, bir kadının da kendi ayakları üstünde rahatça durabileceğini, başarabileceğini gördüm. Hep çok kocaman hedeflerim çok büyük hayallerim oldu, hala da var.. Aslında öğretmenlerin zeki ama çalışmıyor dediği bir öğrenciydim fakat üniversiteye geçtiğimde zorunda kalarak çalışmayı öğrendim. Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği’ni kazandım. Anadolu Lisesi mezunu olmama ve lisede son iki sene ingilizce gösterilmemiş olmasına rağmen hazırlığa orta seviyeden başlayıp hiç kalmadan bitirebildim. Bunu da küçüklüğümden beri sürekli yabancı film, dizi vs izlememe ve yabancı dile yatkınlığıma bağladık. Bilkent’te üçüncü ve dördüncü sınıftayken onur ve yüksek onur belgeleri aldım. Fakat Bilkent gibi modern bir okulda bile kadın olduğum, üstüne bir de bakımlı olmayı seven biri olduğum için sınıf arkadaşlarım tarafından başarılı olabileceğim konusunda önyargılarla karşılaştım. Fakat buna ortaokul ve liseden alışkındım. Sosyal olduğum için hocalarım hep tembel olduğumu düşünür benim düşük notlar almamı beklerdi ve sonunda ben kesin sınıfta ilk üçte olurdum J Üniversitede iken yüksek lisans yapmayı kafama koymuştum. Almanya’da bulunan birkaç üniversiteye başvurdum. Başvurduğum üniversitelerin belgelerini uni-assist diye bir kurum topluyor ve yönlendiriyordu. Oldukça talihsiz bir şekilde çok önceden yollamış olmama rağmen belgelerimin kayıp olduğunu ve sorumluluk almadıklarını söylediler, böylece ben mezun olduğumda yüksek lisans başvurularımın tamamlanmadığını öğrenmiş oldum. Ales’e öylesine de olsa neyseki girmiştim, boş durmamak için Türkiye’de başvurusu devam eden tek Özyeğin ve Bilgi Üniversiteler’inden Özyeğin’e başvurdum ve kabul edildim.

Geleceğin Kadın Liderleri projesini ise tesadüfen görüp çok büyük bir heyecanla başvurmuştum ve seçildiğimi duyduğumda çok sevinmiştim. Kendimi donatmayı ve geliştirmeyi çok istediğimden benim için güzel bir fırsattı. Daha önce deneyimlemediğim bir tecrübeydi. Beni gelecekte ne yapmak istediğim, ne yapmamak istediğim, sektörde işlerin nasıl yürüdüğü konusunda oldukça aydınlattı. Değerlendirebileceğim fırsatları, ilerleyebileceğim alanları ve kendimi geliştirebileceğim konuları farketmemi sağlayan bir eğitim kampıydı. Psikolojiye ve yönetime olan merakımı ve ilgimi fişekledi diyebilirim J Üniversitede ekonomi, mühendislik yönetimi ve psikoloji dersleri almıştım. Bu konuda oldukça kitap okudum. Fakat bir mühendislik mezunu olarak yönetim alanında şansımın olmadığını düşünürdüm. GKL’de eğer kendini geliştirirsen kapıların açılacağını gördüm ve hayallerimi güncelledim. Daha da güzeli sonrasında Kagider üyesi olmanın, herkesin birbirine en samimi şekilde yardım etmesini, desteklemesi ve kadın olarak yapabilirliğinin kuvvetli olduğunun sık sık hatırladıldığını gördüm. Kagider’i gerçekten ait olduğum bir aile olarak görüyorum.

Şuan Özyeğin’de Pınar Mengüç’ün yanında Enerji, Çevre ve Ekonomi merkezinde yaptığım yüksek lisansımın tez bitirme aşamasındayım, Ocak- Şubat gibi mezun olmayı planlıyorum. Schneider Electric’in yedincisini düzenlediği Go Green in the City yarışmasına burada yüksek lisans yapan bir arkadaşımla katıldım. Projede benim de arkadaşımın da çalıştığı termal konfor konusu-insanın psikolojisi-akıllı bina ilişkisini enerji verimli hale getirerek işledik. Yani enerji verimliliği bir anlamda masrafı azaltmaktır ama komfor dediğimizde para harcamak akla gelir. Ben tezimde kıyafetlerin termal konforu üzerine çalışıyorum ve bu projede akıllı kıyafetlerle insanın psikolojik durumunu da göz önüne alarak bireyin termal komforunu modelleyip bunu IOT aracılığıyla binaya iletelim ve enerji verimliliği kazanalım fikrini sundum. 2 aşamalı bir elemeden geçerek dünya genelinde yaklaşık 25bin başvuru arasından ilk 12’ye seçilerek 9-13 Ekim 2017 tarihlerinde projemizi sunmak için Paris’teki finale gittik. Orada Amerika’dan, Çin’den, Avrupa’dan gelen yarışmacılar vardı. Hepsiyle arkadaş olduk. Schneider Electric bizi çok güzel ağırladı, vaka çözümü üzerine oyunlar, seminerler, inovasyon merkezi gezileri ve elbette şehir gezileri.. Sunum günü geldiğinde bizi canlı olarak dünyanın her yerinden Schneider Electric çalışanları izleyip oyladılar. Sonuçta ödüller açıklandı ve katılan kadın gruplar arasından birinci seçilerek Women in Business ödülünü; Schneider çalışanlarından en çok oy alan grup olarak Best Employee Choice ödülünü kazandık. Genel birincilik ödülünü de çok hakederek de Hindistan’dan gelen arkadaşlarımız kazandı. Böyle bir yarışmanın düzenlenmesi, kadınların mühendisliğe, yöneticiliğe, iş hayatına teşvik edilmesi çok ama çok güzel hatta yarışmadaki en büyük motivasyon kaynağım diyebilirim.

Benim hayattaki en büyük motivasyonum sonu olmayan bir şekilde kendimi sürekli geliştirmek. İletişim konusunda kuvvetli ve sosyal olmayı çok seven biriyim. İleride birkaç sene çalıştıktan sonra bir yönetim veya psikoloji yüksek lisansı yapmak da planlarım arasında. Go Green in the City yarışmasına katılıp finale kadar ilerleyip ödül almak her ne kadar akademik olarak başarılı bir öğrenci olsam da, hiç beklediğim bir başarı değildi. Çünkü maalesef, toplumda biz kadınlara yapamazsın algısı o kadar yükleniyor ki sadece kendimize güvenmek ve işe atılmak bile biz kadınlar için bir başarı. Fakat asla yetinmeyen ve hep daha iyisini yapan kadınlar olmamız dileğiyle..

 

Benzer Gönderiler...

Zeynep Begüm Öder - Başarı Hikayesi

Bana şirket kurmamı ve hayallerimi ertelemememi söyledi. Mükemmel olmasına gerek yok, bu kadar sıkıntı çekiyorsun en azından kendin icin bir şey yap dedi. O an gerçekten bir ışık yandı bende ve evet yapabilirim dedim. Buradaki çoğu insanın hareket yeteneğini kısıtlayan en büyük engel risk almak. Konfor alanına o kadar sıkışıyor ki insan bir an da işini bırakmak cok korkunç geliyor. Ben buraya bütün kariyerini istifa edip bırakıp gelen birisi  olarak, açıkcası cok zorlanmadım.

Nazlı Esen- Başarı Hikayesi

İşimle birlikte tamamlamayı düşündüğüm yüksek lisans programından “Biz çok gördük böyle hayalperest çocuklar ya iş ya okul birini seç” denerek uzaklaştırıldım. Bu süreçte her girişimcinin karşılaştığı “yapamazsın, delilik bu, garantisi yok, kesin batacaksın o zaman kapımıza gelme” gibi baskılarla da karşılaştım. Zaten bu sürecin en yorucu taraflarından biri yalnız kalmak. Fakat kendime ve fikrime olan inancım devam etmemi sağladı.