HATA YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

 

HATA YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

HATA YAPMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Begüm Eriçsönmez GKL Mezunu

Hata yapmak ya da yapmamak ,İşte bütün mesele bu!

Hata yapmak! Kulağa ne kadar kötü geliyor değil mi ? Sanki bu iki kelime bir canavarmış ve gerçekleştiğinde bizi yutacakmış gibi hissediyoruz. Hata yapmaktan o kadar korkuyoruz ki resmen kendimizi bir fanusun içine kapatıp oradan yaşamamıza devam etmeye çalışıyoruz. Hata yapma korkusu nedeniyle konfor alanımızı terk edemiyor, risk alamıyor ve yerimizde saymaya devam ediyoruz. Sizleri bilemem ama ben yıllarca mükemmelliyetçi tarafıma teslim olarak ne konfor alanımdan çıktım ne de hata yapmayı normalleştirebildim. Bu durumlarda bir noktadan sonra ruh sağlığımı olumsuz etkilemeye başladı ki bunu bir psikolog olarak söylüyorum :) Attığım her adımı garantiye almaya çalışarak, önce kendime sonra insanlara hata yapmadığımı kanıtlamaya çalışarak mükemmelliyetçi kişiliğimi okşadım, büyüttüm ve besledim. Bir süre sonra bu durum yukarıda da değindiğim gibi hem ruh sağlığımı olumsuz etkilemeye başladı hem de ayağıma bir pranga oldu. Ne ileri ne geri misali yaşamıma devam etmeye başladığımı hissettiğimde artık bu durumdan sıyrılmam gerektiğini fark etmeye başladım. Sanırım eyleme geçişim daha önce deneyimlemediğim durumların içerisine kendimi atarak, yeni durumları deneyerek ve bu süreçten zevk almaya çalışarak oldu. Sonuçta ya minik bir su birikintisinde boğulacaktım ya da bir okyanusta :) Zamanla hata yapmanın çok normal olduğunu, çok insani olduğunu, herkes ama herkesin elbette hata yapabileceğini görmek, gözlemlemek ve deneyimlemek beni şu anki düşünce yapısına sürükledi. 

Elbette hata yapabilirim, elbette düşebilirim, elbette yeniden ayağa kalkabilirim ! Toplumun, popüler kültürün ve hatta sanatın bizlere pompaladığı "mükemmellik algısı", "sürekli mutlu olma zorunluluğu", "hata yaparsan bizimle değilsin mantığı" gibi durumların psikolojik iyilik halimizi ne kadar olumsuz etkilediğini hem kendimden hem çevremden hem de danışanlarımdan milyon kere dinledim, gördüm, gözlemledim. Hayattaki tek amacımızın sanki sonsuz mutluluğu bulmakmış gibi davranılması ve bu sonsuz mutluluğa giden yolun hata yapmamak ve mükemmel olmaktan geçtiği yargıları sanırım artık canımı sıkmaya başladı. Ben mükemmele değilim! Ki kimse mükemmel değil ve olmak zorunda değil. Hayat bence bir öğrenme yolculuğu ve bol bol çukurları olan bir yolculuk. Bu çukurlara düşmeden yolculuğu sürdürmekse bence imkansız. Ayrıca öğrenme dediğimiz süreç hata yaparak gerçekleşir. Yani mükemmel olmak, sürekli mutlu olmak ve hata yapmamak ulaşılamayacak hedefler olup bir noktadan sonra bu durumlara ulaşmak için kendinizi hapsettiğiniz o fanusta debelenip durduğunuzu gözlemleyebilirsiniz. Kısacası benim naçizane önerim kendinize hata yapmanın çok normal olduğunu hatırlatarak hata yapmaya izin verin. Mükemmelliğin ulaşılmaz bir hedef olduğunu hatırlatın. Duyguların değişken ve akışkan olduğunu unutmayın ve mutsuzluğa da en az mutlu olmaya izin verdiğiniz kadar izin verin ve bence değer de verin. Sonra da arkanıza yaslanıp derin bir nefes alın ve kendi omzunuzu sıvalayın. İnsanın kendisinden daha yakın dostu ve kendisinden daha büyük düşmanı yok çünkü ;)  

Benzer Gönderiler...

Yoksa Sizde Öfkelenmekten Korkanlardan mısınız ?

Pandemi sürecinin uzaması, kısıtlamaların yeniden gündeme gelmesi ve günden güne birçok psikososyal ihtiyacımızın karşılanamaması veya azami boyutta karşılanabilmesi nedeniyle çeşitli zorlanmalar yaşadığımızı söylemek mümkün. Bu zorlanmalar genellikle, duyguları kontrol etmekte sorun olarak karşımıza çıkabiliyor. Özellikle öfke ve tahammülsüzlüğün arttığı şu günlerde kendi öfkemle konuşurken bu konuşmayı kaleme almanın hem bana hem de okuyuculara iyi gelmesini umuyorum.

Hazır Olmadan Başla

Başlamak için hazır olmayı beklersek,hiç başlayamaya biliriz.Yol yolda aydınlanır.Şİmdi başla.