YENİ MÜREKKEP

 

YENİ MÜREKKEP

YENİ MÜREKKEP

Emine Yıldız GKL Mezunu

MÜREKKEP YALAMAK: Uzun yıllar tahsil görmüş, ilim öğrenmiş kişiler hakkında “mürekkep yalamış” denir. Bu deyim bize matbaadan evvelki zamanların el yazması kitapları ve hattatları; yahut müstensihlerinden (zanaatkârlarından) yadigardır.

DİKKAT BU BİR MEYDAN OKUMADIR!!!

El yazması kitapların sayfaları hazırlanırken, pürüzleri kaybolsun ve kalemin kayganlığı sağlansın diye parşömenlerin üzeri ahar denilen bir tür sıvı ile cilalanır, ardından da mührelenirmiş. Ahar, yumurta akı ve nişasta ile hazırlanan muhallebi kıvamında bir hamule olup kağıt üzerinde bir tabaka oluşturur. Kitap kurtlarının pek sevdiği ahar, aslında, suyu görünce hemen erir. Aharın bu özelliğinden dolayı eski zamanların hattatları yahut kopya usulü kitap çoğaltan müstensihler, bir hata yaptıkları vakit onu silmek için (mürekkep silgisi henüz icat edilmemiştir) serçe parmaklarının ucunu ağızlarında ıslatıp hatalı harf veya kelimenin üzerine sürerler. Böylece zemindeki ahar dağılır ve aharla birlikte hata da kendiliğinden kaybolur gidermiş. Bazen bütün bir cümlenin silinmesi gerektiğinde aynı işlemi tekrarlamak gerekir. Hattatın serçe parmağına gelen mürekkep, ister istemez diline geçer, böylece hattat mürekkebi yalamış olurmuş.

Mürekkep, bezir isinden hazırlandığı için suda çözülmesi tabiidir. Bu yüzden el yazması eserler asla su ve türevleri ile temas ettirilmez. Ancak, kitap henüz yazılma aşamasındayken mürekkebin bu özelliği hattatların işine yarar, gerek divitlerinin ucunda kalan mürekkep lekelerini gidermek ve temizlemek, gerekse sayfaya küçük bir tırtıl yahut imla koymak için diviti tekrar mürekkebe bandırarak israf etmek yerine, ucunu dillerine değdirir ve oradaki mürekkebin çözülüp kullanılmasını sağlarlarmış. Bu durumda da dillerinin mürekkep olması, yani mürekkebi yalamış olmaları kaçınılmazdır. Sonuçta eskiler, bir insanın yaladığı mürekkep miktarınca ilminin ziyadeleştigini varsayarlar ve okuma yazma bilenlerin pek az olduğu çağlarda azıcık da olsa mürekkep yalamış olmayı, toplum için de saygı alameti olarak alırlarmış. (Kaynak: İki Dirhem Bir Çekirdek Kitabı – İskender Pala)

Peki eskilerden çok bahsettik. Gelelim günümüze. Artık mürekkep yalamış olmak bir ilim göstergesi olamadığı için hangi yöntemler bize kişinin ilminin ziyadeleştiğini gösterebilir? Toplulumumuz için saygı alameti olarak neyi veya neleri alacağız?

“Mürekkep Yalamak” deyimini güncelleştirme görevi bize verilmiş olsaydı yerine neyi koyabilirdik?

Üniversite diploması mı? (Hangi bölümü ne için okuduğunu bilmeyen, yeter ki gezmek olsun deyip il dışında bilinçsizce seçim yapan, saygı kelimesinin sadece 5 harften oluşan bir sözcük olduğunu sanan onlarca mezun varken yeni mürekkebin yerini diplomanın alacağını hiç sanmam.)

Sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayısı mı? (Süslü hikayeler atanlardan, doğallığın D’si kalmamış kullanıcılardan, bazı mecralarda kol, bacak ve saymak istemediğim tüm uzuvlarını sallayarak dans ettiğini sananlardan, karın doyurmanın bu kadar büyütüldüğü hesaplardan, hayattaki tek amacın “mükemmel” bir vücuda sahip olduğunu sananlardan ve yazmak istemediğim daha binlercesi… Bu seçenek de uymadı.)

Sahip olduğu unvan / Meşgul olduğu iş mi? (Başındaki unvanları kısaltmaya noktaların yetmediği ama insanlığa gelince noktaların birleşemediği kişiler, sırf ailesi varlıklı olduğu için şirketin başına geçmiş “CEO”lar, hayatta bir şeyleri başardığını sadece gösterebilmek için istemedikleri veya uygunsuz işe girenler… Bence bu alan da hiç uymadı.)

Sakın yanlış anlaşılmasın. Yukarıdakilere sahip olmak kötüdür demiyorum. Aksine bu yazdığım seçenekler nitelikli insan özellikleriyle birleştiğinde çok saygıdeğer sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin başarılı bir diplomaya ve unvana sahip olup popüler olan sosyal medya kullanıcıları var ve ben onları severek takip ediyorum. Aynı zamanda saygı da duyuyorum. Neden? Çünkü ortaya bir değer çıkartıp kendileri gibi nitelikli insanların çoğalmasına katkıda bulunmak için çaba gösteriyorlar.

Dönelim baştaki konumuza. Eskiler “Mürekkep Yalamış” olanlara saygı gösterirmiş. Peki şimdi “Yeni Mürekkep”in yerini ne alabilir? Neler almalı? Birlikte bulup 2020’ye yeni bir deyim bırakalım mı? :)

Benzer Gönderiler...

HARİKA EKRAN

Kendimizi ne kadar muhafaza ediyoruz?

Kadının Görünmeyen Emeği

Ataerkil sistemin hâkim olduğu düşünce yapısında erkek sadece ücret karşılığı işte çalışırken; kadın hem hane içinde hem de hane dışında aynı emeğini kullanmaktadır. Kadın ev işlerinin yanı sıra tarımsal üretimde de  çalışmakta ancak yaptığı işler karşılığında ücret almaması kadının emeğinin görünmezliğine sebep olmaktadır. Birçok sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de kadının emeği çok fakat bir adı yok.