Zeynep Begüm Öder - Başarı Hikayesi

 

Zeynep Begüm Öder - Başarı Hikayesi

Zeynep Begüm Öder - Başarı Hikayesi

Meltem Dere Proje Sorumlusu

Bana şirket kurmamı ve hayallerimi ertelemememi söyledi. Mükemmel olmasına gerek yok, bu kadar sıkıntı çekiyorsun en azından kendin icin bir şey yap dedi. O an gerçekten bir ışık yandı bende ve evet yapabilirim dedim. Buradaki çoğu insanın hareket yeteneğini kısıtlayan en büyük engel risk almak. Konfor alanına o kadar sıkışıyor ki insan bir an da işini bırakmak cok korkunç geliyor. Ben buraya bütün kariyerini istifa edip bırakıp gelen birisi  olarak, açıkcası cok zorlanmadım.

Ben New York merkezli Thisis212 isimli dijital pazarlama ajansının kurucu ortağıyım. Şu an New York’ta devam hikayem aslında buradan çok uzaklarda başladı.

 

1986 yılında Malatya’da doğdum ve çocukluğum orada geçti. Babam İş Bankası’nda muhasebe sorumlusuydu, annem ise ev hanımı. Babamın tayinin çıkmasından dolayı ilkokulu bitirir bitirmez İstanbul’a taşınmak zorunda kaldık. Annem İstanbul’da eğitim almamı çok istiyordu babam ise emekliliğine çok az kaldığı için planı geri dönmekti. Emekli olduğunda yatırım için emekli parasının tümüyle oturduğumuz evi satın aldık. Bir kaç ay sonra 99 depremi oldu ve Avcılar bölgesinde olduğumuz için evimiz ağır hasar gördü. Çok uzun bir sure sokakta ve sonrasında da belediyenin yönlendirmesiyle okulda kaldık. Babam da Malatya’ya geri dönme kararını vermişti ve bizden önce evi düzenlemek için Malatya’ya gitti. Tabi bizim bütün hayallerimiz de yok olmuştu.  Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlanıyorum ama bir evimiz bile yok.

 

İhtiyaçlardan icatlar doğar derler ya biz de o an çaresizlik içinde bir çare bulduk ve babamı ikna edebilecek tek kişinin İş Bankası CEO’cu Ersin Özince olabileceğini düşünerek ona bir mektup yazmaya karar verdik. Tek talebimiz babamı İstanbul’da yasamaya ikna etmesiydi. Sınavlara girip burada okumak için tek bir sansa ihtiyacım vardı. O zaman tabi internet yok, adresi falan bilmiyoruz. Mektubun üzerine İs Bankası Genel Müdürlük Kuleler Ersin Özince yazıp yolladık. O mektup 1 hafta içinde Ersin Bey’e ulaştı ve asistanı babamı arayıp hem kalmaya ikna etti hem de tüm eğitimim boyunca bana burs verdiler. Böylece kaderimdeki ilk donum noktasını yaşamış oldum.

 

Tabi bu iyiliğin hakkini vermem gerekirdi. Çok çalıştım o sene Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni kazandım. Sonrasında da lisemin Alman eğitim sisteminde olması, o dnemdeki eğitmenlerimizin kalitesi sayesinde hedeflerimi Türkiye’nin dışına yönlendirmem gerektiğini anladım. Sonrasında Marmara Almanca İşletme Bölümü’nde Lisans eğitimimi alırken Erasmus Programı sayesinde ilk yurt dışı deneyimimi edinmiş oldum.

 

Pazarlamaya bakış açıları, özellikle o dönem yeni yeni konuşulan mobile pazarlama, düşük maliyetlerle yüksek erişim alınan pazarlama teknikleri konuları beni büyülemişti. Sonrasında bu konuda hem tezimi yazdım hem de bu konuda uzmanlaşmayı seçtim. Tezim hayatımdaki ikinci donum noktasıdır. Teorik bilgiye olan ihtiyacı azaltıp bizzat deneyim yasatarak kurguladığım tezim hem dönemde 100 alan ilk öğrenci olmamı sağladı; hem de ingilizce bilmeden Coca-Cola da ise kabul edilmemi sağladı. Böylece hayatimin ikinci donum noktası oldu. Sonrası ise mesleğime olan tutkumun artmasıyla devam etti.

 

Kurumsal hayatımın yanı sıra akademik olarak da mesleğimi ilerletmek istiyordum. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnteraktif Pazarlama üzerine Master eğitimimi aldıktan sonra isimden istifa ederek Los Angeles’a dil eğitimi almaya gittim. Amacım ingilizceyi öğrenip pazarlamanın kalbi olan Amerika’da işin uzmanlarından bunu öğrenmek ve deneyimlemekti.  

 

Eğitim hayati yoğun geçince param da kalmadığı için Türkiye’ye dönme kararı vermiştim. New York’da tanıştığım bir arkadaşımla telefonda bu haberi paylaştığımda beni NY’a gelmem için ikna etti. Cebimde sanırım 700$ kadar bir para kalmıştı. Tam yılbaşı dönemiydi geldiğimde, arkadaşım bana geçici bir iş buldu. Christmas dükkanında ve o ay kiramı ödeyecek kadar ilk paramı kazanmıştım. Sonra hem dil okuluna devam ettim hem de garsonluk yaparak paramı biriktirdim. 

 

Şimdiki eşim, o zaman NY’da tanıştığım ilk kişilerdendi. Bana şirket kurmamı ve hayallerimi ertelemememi söyledi. Mükemmel olmasına gerek yok, bu kadar sıkıntı çekiyorsun en azından kendin için bir şey yap dedi. O an gerçekten bir ışık yandı bende ve evet yapabilirim dedim. Buradaki çoğu insanın hareket yeteneğini kısıtlayan en büyük engel risk almak. Konfor alanına o kadar sıkışıyor ki insan bir an da isini bırakmak çok korkunç geliyor.

 

Ben buraya bütün kariyerini istifa edip bırakıp gelen birisi olarak, açıkçası çok zorlanmadım. Kendime bir ekip kurdum ve müşterilerin karşısına fikirlerle gittik. Şirketimiz vardı, karşılarında daha söz sahibiydik.  İlk isleri alırken çoğu zaman para bile talep etmedik. Bir fırsat verin kendimizi ispatlayalım dedik. Çalıştığımız insanlar ya uzun sureli müşterilerimiz oldu ya da bizi çevrelerine tavsiye ettiler ve hızla büyümeye başladık. Su an dünyaca ünlü Spotify, Protiviti, Puma, SMCP gibi firmalara hizmet veren büyük bir ekibe dönüştük. Klasik bir reklam ajansı değiliz. Doğru müşteri ihtiyacı ile doğru kreatifi birleştiren  Londra, Almanya, Hindistan, Türkiye ve Dubai’de ekibi olan kollektif bir dijital pazarlama ekibiyiz.

 

En büyük hayallerimizden biri ise Amerika pazarında tanınmış, basarılı olmuş bir marka yaratmaktı. 8 aylık bir bebeğim var ve onun da verdiği ilhamla 1 senedir üzerine çalıştığımız organik oyuncak markamız Cuddoll’un lansmanını yapacağız.

 

Türkiye’deki kadınlarımızın hayalleri ve el emekleriyle yapılan, malzemesinden tasarımlarına, hikayesine kadar çok özel bir ürün oldu. İstanbul’da bir atölyemiz kuruldu. Hem eğitim veriyoruz, çalışmak isteyen kadınlara meslek kazanmalarına yardımcı oluyoruz, hem de ürettikleri oyuncakların hepsini satın alıyoruz. Böylece onların hem bos zamanlarını daha verimli bir şekilde değerlendirmelerine hem de ekonomik olarak desteklenmelerini amaçlıyoruz. Hem de buradaki çocukların el yapımı, sevgiyle yapılmış, sağlıkla ve kaliteli oyuncaklarla oynamasını sağlayacağız. Bizim için çok heyecanlı bir süreç başlıyor.  Tabi bu kadar yoğun bir süreçte eşimin sonsuz desteği benim için çok önemliydi. Aileniz destek verince inanın birçok sorun ve engel ortadan kalkıyor. O yüzden hem anneme hem esime ayrıca teşekkür ediyorum.

Benzer Gönderiler...

Begüm Savaşan Başarı Hikayesi

2018 yılı Ocak ayında Nailtronics Arayüz Teknolojileri şirketini kurarak takma tırnak şeklinde giyilebilir kablosuz kumanda sistemimiz olan Nailtronic Commander projemiz başta olmak üzere çıkış noktası hayallerimiz olan diğer projelerimiz üzerinde de çalışmaya başladım ve böylelikle hayallerimi gerçekleştirirken insanların hayatlarını kolaylaştırabileceğim alanımı yaratmış oldum.