DOĞAL AFETLER KADINLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR: SEBEBİ KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ!

 

DOĞAL AFETLER KADINLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR: SEBEBİ KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ!

DOĞAL AFETLER KADINLARI DAHA ÇOK ETKİLİYOR: SEBEBİ KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİ!

Selin Taftaf GKL Mezunu

Hep bir ağızdan güzelliklerle gelmesini dilediğimiz 2020, maalesef ki şimdiye kadar geçirdiğimiz ilk üç ayında, bizleri Elazığ ve Malatya’da deprem, Van’da çığ, hem Türkiye’de hem dünya genelinde etkisini gösteren COVID-19 salgını gibi büyük felaketlerle karşıladı. Gündemi takip ederken, çalışma alanımın toplumsal cinsiyet eşitsizliği olması sebebiyle, doğal afetlerin toplumdaki etkilerini toplumsal cinsiyet perspektifinden irdeleyen çalışmaları araştırmaya başlad. Nispeten eski tarihli ancak beni oldukça etkileyen bir çalışmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Neumayer ve Plümper tarafından 2007’de yayınlanan çalışmanın çıkış noktası da doğal afetlerin insanları eşit şekilde etkilemediği ve kadınların erkeklere kıyasla doğal afetlerden daha çok zarar gören taraf oldukları. Beklenilenin ya da tahmin edilenin aksine, kadınların erkeklere kıyasla daha çok zarar görmelerinin nedeni biyolojik olarak erkeklere kıyasla “daha güçsüz, yardıma muhtaç, dayanıksız” olmaları değil, maalesef ki toplumda sahip oldukları düşük sosyo-ekonomik durumları ve toplum tarafından uymaları beklenen “normlar”. Dolayısıyla, doğal afetlerin yıkıcı gücü aslında toplumdaki kadın-erkek eşitliğiyle de yakından etkili olarak bulunmuş.

Çalışma dahilinde benim dikkatimi en çok çeken ve doğru olduğunu da düşündüğüm şöyle bir değerlendirme var: Toplumsal cinsiyet rolleri dahilinde, kadınların çocuk ve yaşlı bakımıyla ilgilenmeleri, onlara atfedilen bir sosyal norm. Dolayısıyla kadınlar, bir doğal afet söz konusu olduğunda, kendilerinden önce çocukları ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerle ilgilendiklerinden kaçmak ya da kendilerini güvene almak konusunda erkeklere kıyasla zaman kaybediyorlar. Ayrıca bazı toplumlarda, kadınların dışarı çıkmadan önce birtakım kıyafetler giymesi (örneğin: Bangladeş) bekleniyor. Bu sebeple kadınlar, doğal afetlerle karşılaşıldığında kendilerini kurtarabilme çabasından önce birtakım başka sosyal normlara uymaya çalışmayı düşünmek mecburiyetinde kalıyorlar. Bu durum da onların doğal afetlerden daha çok etkilenen taraf olmasını kaçınılmaz kılıyor.

Neumayer ve Plümper, çalışmalarında 141 ülkede 1981 ila 2002 yılları arasında gerçekleşen doğal afetleri incelemişler. Çalışma ülkeleri arasında Türkiye yok ancak geniş yelpazade gerçekleştirilen bu çalışma sonuçları genellenebilir diyebiliriz.

Makaleyi daha detaylı okumak isterseniz, linkten ulaşabilirsiniz:

http://eprints.lse.ac.uk/3040/1/Gendered_nature_of_natural_disasters_%28LSERO%29.pdf

Benzer Gönderiler...

2020'li yıllara damga vuracak çalışma şekli: Dijital Göçebelik

Koronavirüs dolayısıyla remote ve freelance çalışmanın popülerliği gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de henüz pek bilinmeyen, Y Kuşağı’nın geliştirdiği yeni çalışma şekillerinden yalnızca biri olan dijital göçebelik, Dünya üzerinde birçok ülkede özellikle yazılım ve iletişim sektöründe son derece yaygın. Birçok beyaz yakalıya bir ütopya gibi gelebilecek hem seyahat etme hem de profesyonel hayatta ilerleme fikri dijital göçebelik ile ulaşılabilir hale geliyor.