Kaybolan Motivasyonunu Geri Kazan

 

Kaybolan Motivasyonunu Geri Kazan

Kaybolan Motivasyonunu Geri Kazan

Elif Altınbaş GKL Mezunu

Pandeminin hayatımıza getirdiği dinginlik ve yalnızlık hissi, başlarda bize iyi gelir gibi olsa da geride bıraktığımız bir buçuk yılın sonunda farkına varmadığımız içsel kayıplara da yol açtı şüphesiz. Önceleri günlük hayatın rutininde kaybettiğimiz zaman, trafiğin gürültüsü, gergin ve negatif insanların bize akan enerjilerinin arasında motivasyonumuzu elimizden geldiğince yüksek tutmaya çalışırken, evlerimize kapanmamızla birlikte diğer motivasyon kaynaklarımızı da kaybettik.

Pandeminin hayatımıza getirdiği dinginlik ve yalnızlık hissi, başlarda bize iyi gelir gibi olsa da geride bıraktığımız bir buçuk yılın sonunda farkına varmadığımız içsel kayıplara da yol açtı şüphesiz. Önceleri günlük hayatın rutininde kaybettiğimiz zaman, trafiğin gürültüsü, gergin ve negatif insanların bize akan enerjilerinin arasında motivasyonumuzu elimizden geldiğince yüksek tutmaya çalışırken, evlerimize kapanmamızla birlikte diğer motivasyon kaynaklarımızı da kaybettik. Üstelik uzun çalışma saatleri, dijital kanallarda geçirdiğimiz sürelerin artması ve sağlığımızı koruma endişesiyle birlikte motivasyonumuzu korumak için sarfetmemiz gereken efor neredeyse ikiye katlandı.

Korkmayın, yazının devamı bu kadar karamsar olmayacak elbette 😊 Evlerimizde geçirdiğimiz bu sürede kendimizi dinleme, beklentilerimizi sorgulama ve hayat/kariyer adına ne demek isterseniz o yolculukta yanımıza alacağımız ihtiyaç listemizi belirleme noktasında önümüzü çok daha net görebilmemize olanak sağladı. Evde ya da dışardaki akışta bu beklentileri sürdürülebilir bir şekilde hayatımıza yansıtmak için ihtiyaç duyduğumuz altın kelime: motivasyon. Herkesin kendini motive etme yolu/tercihi farklıdır, ancak kendine ve çevresindekilere zarar vermemek adına vaktinin neredeyse tamamını evde geçiren biri olarak o motivasyonumu eskiden olduğu kadar kolay sağlayamadığımı farkediyorum bir süredir. Verdiğim bir küçük kahve molasında bile kendimi mutlu edebilen biriyken, şu an galon galon kahve içsem de yapacağım işleri sürekli erteler ve başlamak için bir sebep arar durumdayım çünkü motivasyonum nerede bilmiyorum... Kimsenin benim elimden tutup “hadi artık! gel motivasyonunu arayalım." demeyeceğini bildiğimden kendim için uyguladığım ve sizlere de fayda sağlayacağını düşündüğüm birkaç önerim var;

 

  • Öncelikle yapmaktan keyif aldığın, hatta yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın o şeyi biliyor olmalısın. Eğer henüz bilmiyorsan onu aramaya başla ve bulana kadar pes etme! Benim için bu şey seyahat etmek ve yeni lezzetler denemek yani keşfetmek... Pandemide bu durumun sürdürülebilir olmayacağını ve imkanlarımın ne denli kısıtlı olduğunu tahmin ediyor olmalısın. Başlarda ben de bu durumdan hep şikayet eder bir haldeydim. “Zaten evdeyim” “Zaten dışarı çıkamıyorum” cümlelerinin sesini duyuyordum hep içimden. Daha sonra olumsuza odaklanarak kendimi demotive etmek yerine neler yapabileceğimi bulmaya çalıştım. Neredeyse her gün girip çıktığım YOUtube’a şehir turları yazmak ve gitmek istediğim şehirlerin ara sokaklarında geziyormuşum gibi hissetmek bir tık uzağımdaydı aslında. Hatta denemek istediğim yeni lezzetlerin tarifine bakarak evde denemek bir süre sonra yeni bir yetenek bile kazandırdı bana.

 

  • Zamanımı günün/haftanın/ayın beklentilerine göre planlamam gerektiğini farkettim daha sonra. Yani uzun ve zor bir güne mi başlayacağım? Demek ki o gün daha fazla motivasyona ihtiyacım olabilir! Bir gece önceden beni rahatlatacak bir aktivite planlayabilir (örneğin yoga, meditasyon ya da sevdiğin bir arkadaş/aile üyesiyle fiziki/dijital kahve molası vb) ya da güne erken başlayıp ilk yarım saati sadece kendime ayırabilirim. (sevdiğin bir kitabı okumak/seni mutlu eden bir müzik eşliğinde bitki çayı içmek vb.)

 

  • Zamanı beklentilere göre planlamak konusunu hallettiysek gelelim şu erteleme meselesine. Benim kişisel olarak ertelediğim işler motivasyonumu en çok kıran, gözümde büyüttüğüm işler oluyor genellikle. “Bu vakte kadar yapmadım, bu vakitten sonra nasıl yaparım?” diye kendi motivasyonumu kendim baltalamış oluyorum esasen. Bunu aşmak için ertelediğim bir işin arkasından kendime şu soruyu sordum “Bu işi on dakika içerisinde yapabilir miyim?” “On dakika içinde yapamazsam ne kadar bir zamana ihtiyacım var?” eğer kısa ve on dakika içinde yapabileceğim bir işse ertelemek yerine o anda yapmak için kendimi zorluyorum. Bir süre sonra sistem otomatik pilota alıyor merak etme, zorlamadan da o işi on dakikada yapabileceğine olan güvenin artıyor zaten😊

 

  • Zorlayalım dedik ama olmayınca da yaşadığımız demotivasyonun ağırlığı çok büyük olmamalı elbette. Kendime şefkatli davranmak da motivasyonumun en önemli kaynaklarımdan biri oldu bu süreçte. Yapamadıklarımdan öğrenmek, olmuyorsa sebepleri arasında boğulmadan ilerlemek ve kendimi başkalarıyla kıyaslamamak motivasyonumu geri kazanmak için daha hızlı toparlanmamı sağladı. Hayatta her şey planladığımız gibi gitmiyor ve bu inişli çıkışlı yolculuk kendimizi üzmek için sandığımızdan çok daha kısa.

 

Benzer Gönderiler...

ZAMANIN ÖTESİNDE BİR KADIN: ADA LOVELACE

Ada Lovelace’in kim olduğunu ve çarpıcı yaşam hikayesini orta okulda hazırladığım bir ödevle öğrenmiştim. Bana verdiği ilhamı bugün biz Geleceğin Kadın Liderleri ile de paylaşmak istedim. Ödevimin konusu yaptığı çalışmalarla tarihte iz bırakan kadın bilim insanlarının hayatlarıydı. İlk burada fark etmiştim sanırım ne kadar azını duyduğumu, anlatıldığını ve bilim insanı diye bir kalıp olmasına rağmen ısrarla kadınların göz ardı edilerek ‘’bilim adamı’’ vurgusunun yapıldığını.

KENDİSİNE YABANCI BİRİNİN ÖYKÜSÜ: GEÇMİŞİ OLMAYAN ADAM

2002 yapımı olan film Finli yönetmen Aki Kaurismaki tarafından beyaz perdeye aktarılmıştır. Film başarısından dolayı Cannes Film Festivali’nde birçok ödülle evine dönmüştür. Bu sayede Kaurismaki’nin de tanınırlığı artmıştır.